Komutan Nûda, PKK’yi bir yaşam olarak gördü

Komutan Nûda, her koşul altında Apocu militan kişiliğini korudu. Güçlü bir duruşla kendisini kendi özünde yeniden yarattı. PKK’ye bir örgüt gözüyle bakmadı, bir yaşam olarak gördü.

ŞEHİT NÛDA KARKER

Büyük insanı, büyüyen insanı arama kavgası ne de çok şey öğretiyor insana... İnsanlık tarihiyle eş olan bütün erdemleri, ilerilikleri, gerilikleri, aydınlıkları, karanlıkları gösteriyor insana... Uzun bir yolculuğun yolcusu insan, ne de çok şey öğretiyor birbirine, hem insanları acısına ortak ederek, hem de acılarla yoğrularak... Bazen bir ömür sürer bu, bazen de hiç kesilmemecesine sürer gider. Kimisi kendi sınırlı ömrüyle öğretir yaşamı, büyüklüğü, her şeyi. Kimi de ömründen de ötelere uzanır, süreklidir onun arayışı, öğreticiliği. Ona ulaşmak uzun bir yolculuğu göze almayı gerektirir. Komutan Nûda’ya da ulaşmak büyük bir yolculuğu göze almak, hatta canını feda etmek gerektirir.

Nûda Karker, 1971’de Wan’ın Başkale ilçesinde hayata gözlerini açar. Yurtsever duygularının yoğun olduğu bir ortamda büyür. Wan yöresi, neolitik çağdan beri insanlığa ve uygarlığa beşiklik etmiş bir coğrafyadır. Halkların kardeşçe yaşaması, yine sürekli olarak başka şehirlerden Kürt aşiretlerinin Wan çevresindeki yaylaları kullanmaları Wan halkında doğal bir misafirperverliği yaratmıştır. Wanlıların en belirgin özelliği kim olursa olsun kapılarının herkese açık olmasıdır. Nûda Karker, böyle bir aile aşiret ve çevrede büyümüştür. Özellikle aşiret içerisinde kadının otoriterliği gerilla Nûda’da büyük etkiler yaratmıştır.

Wan halkı geçmişine bağlıdır. Bütün saldırılar karşısında düşmana karşı baş eğmemiş büyük bir mücadele ve direniş sürdürmüştür, yurtseverlik duyguları güçlüdür. Wan’da PKK saflarına katılan kadın gerillaların şehadeti, Wan’da Kürt kadınlarında bir dirilmeye neden olmuştur. Böylece bütün serhildanlarda kadınlar öncü rol oynamıştır.

KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ’NE DOĞRU

Nûda büyüdükçe arayışları da büyür. O çok farklı bir yaşam  ister. Sistemdeki yaşam ona hiçbir şekilde çekici gelmez. Aile içinde ve dışında yaşanan çelişkiler onu daha çok arayışlar içine sürükler. Gün geçtikçe özgürlük hareketini daha yakından tanımaya çalışır. Nûda’nın bu arayışları onu özgürlük hareketine doğru çeker. Önder Apo’nun “Aile, Kadın ve Mülkiyet” çözümlemesini okuduğunda kişiliğinde derinden bir sarsıntı hisseder. Bu çözümleme Nûda’nın yaşama olan bakış açısını daha çok geliştirir ve arayış başlar. Arayış başlamalı. Arayışı olmayanın yaşamı da olmaz. Bnu yaparken de hiçbir abartıya, doğal insan gerçekliğinden uzaklaşmadan, tam tersine doğal insana, ilk insana ulaşma özlemi ve istemiyle sarılmak gerekir. 

PKK SAFLARINA KATILMA KARARI

Nûda da bu özlem ve istemle sarıldı özgür dağlarına. Okuduğu kitaplar, çevresinde olan katılımlar onu derinden etkiler ve Nûda 1992’de büyük bir kararlılıkla PKK saflarına katılmaya karar verir. Onun için PKK bir örgüt değil, yaşamdır ve amaçtır. O hiçbir şekilde PKK’ye bir örgüt gözüyle bakmamıştır. Bu bilinçle katılır ve böylece gerilla yaşamında büyük adımlar atar. O PKK’yi ele aldığı zaman sadece düşünmekle yetinmiyor, yaşamında da uyguluyor. Her yönüyle kendisini halkına adama arayışlarını sürdürmüştür. 1996’da Önderlik sahasında geçerek, Önderliğin insanlığa, kadına olan yaklaşımlarını kendi gözleriyle görüyor ve bu Komutan Nûda’nın kişiliğinde büyük gelişmelere neden oluyor.

RAPORUNDA ANLATIYOR

Komutan Nûda, bir raporunda, şunları yazıyordu: “1996’da tarihe, kadına, insana, doğaya, siyasete, politikaya, sanata, edebiyata yaklaşımlarını gördükçe yıllarca Önderlikten ne kadar uzakta yaşadığımızı fark ettim. Önderliğin yarattığı bir partinin, sistemin içinde Önderlikle çelişen bir konumdaydık. Önderliğin çalışma tarzı ve temposu büyüleyiciydi. Sadece bir saate sığdırdığı çalışmalar karşısında bütün yaşamımı sorgulayabiliyordum. 24 yaşındayım ve Önderliğin bir anlık çalışması bütün ömrümde harcamadığım bir çabaydı. Parti Önderliğinin bize ilk sorduğu ‘Yılları nasıl harcadınız?’ sorusuydu. Kendimi bu soru karşısında Önderliğin temposu ile sorguladığımda, yıllarca yaşamımın bir uyurgezerden farklı olmadığını görüyordum. Önderlik her anı büyük bir sorumlulukla tarihe kaydediyordu. İlk defa Önderlik sahasında kadrolaşmanın anlam ve önemini kavrıyordum. İlk defa düşünsel emeğin farkına varıyordum. İlk defa partiyi doğruları ile tanımaya başlıyordum.”

ARTIK YENİ BİR SAYFA

Raporunda belirtmiş olduğu yoğunlaşmaları artık Komutan Nûda için yeni bir sayfanın başlaması anlamına gelmekteydi. O hayatında yeni bir sayfa açarak emeğin, sevginin, düşüncenin ne kadar önemli olduğunu ve bunu uygulaması gerektiğinin farkındaydı. Artık büyük bir azimle Önderliğin doğru bir yoldaşı olmak için büyük arayışlar içerisine girer. Her koşul altında nasıl yürüyeceğini, nasıl direneceğini Önder Apo’nun okulunda daha iyi anlar. Bazen acılara daha çok göğüs germeyi, bazen bir sevinç ünleminde saklı güzelliği, gücü görebilmeyi gerektirir. Peşinden gidilen bir insan değildir aslında. İnsandan hiç kopmayan, kopmaması gereken umuttur, halktır ve özgür yaşam istemidir. O büyük bir arzuyla kendisini Önder Apo’nun felsefesinde derinleştirir. Artık büyük adımları atmanın zamanı gelmiştir. Birçok çalışmada yer almış ve öncülük yapmıştır. Komutan Nûda, büyük bir çabayla emek verir. Yürütmüş olduğu her çalışmada sürekli bir yerlerde eksik kaldığını hisseder ve dile getirir.

DOĞRU YOLDAŞ OLMAYI BAŞARDI

Komutan Nûda, yaşamın her anında ve alanında Önder Apo’yu uygulamak için büyük bir çaba içerisine girer. Omuzuna yüklediği büyük görevlerle, bütün zorlu koşullarda büyük bir çaba ve emeğin sahibi olmuştur. Önder Apo, Komutan Nûda için ‘melek yüzlü insan’ diye bir tanımda bulunuyor. Bütün samimiyet ve saflığıyla yaşama büyük bir aşkla katılır. Önder Apo’nun vermiş olduğu perspektifle mücadele azmini büyütür ve yönünü Kurdistan’ın asi dağlarına, Botan’a çevirir. Botan’da büyük bir kararlılıkla mücadelesini sürdürür. Bütün iç ve dış saldırılar karşısında güçlü bir duruşla bu amansız mücadelenin sahibi olur. Her koşul altında Apocu militan kişiliğini korur ve gericiliğe yol vermez. Güçlü bir duruşla kendisini kendi özünde yeniden yaratır. Sadece bununla sınırlı kalmayıp yanında bulunan bütün yoldaşlarına yardımcı olur. Tasfiyecilerin karşısında nasıl bir duruşun sahibi olmaları gerektiğini onlara gösterir. Komutan Nûda bu yaklaşımları ve daha sayamadığımız birçok güzel ve özlü özelliğiyle yoldaşlarının yüreğinde yerini yapmıştır. O artık bütün yoldaşlarının kalbinde yer alıyordu ve böylelikle bütün yoldaşları onunla birlikte tekrardan özgür yaşamı inşa etme çabalarını sürdürmüşlerdir.

KAHRAMANCA SAVAŞARAK

Faşist soykırımcı Türk devleti tarafından Nisan 2008’de başlatılan saldırıya karşı komutanlık rolünü sonuna kadar oynamıştır. Büyük bir cesaretle işgalcilerin üzerine yürümüş ve işgalcilere ağır darbeler vurmuştur. Yanında bulunan Halil Dağ, Ferhat Ekin ve Kurtay yoldaşlarıyla birlikte son mermisine kadar kahramanca savaşarak şehitler kervanına katılmıştır.