Sabiha Gökçen’de hem kolundan oldu hem işten atıldı!

Güvenlik işçisi olarak çalıştığı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan İş Kanunu’nun 25/2 maddesinden atılan İnci Kanat, “Ayda 280 saat mesai yaptım, kolumdan oldum, iftira ve hakarete uğradım ama tazminatsız işten atılan ben oldum” dedi.

İktidarın yandaşı beşli çeteden Kalyon Holding tarafından yüzde 50’si alındığı söylenen Sabiha Gökçen Havalimanı’nda işçi kıyımı sürüyor. Bu kıyımın hedefi olan işçilerden İnci Kanat, 2013 yılından bu yana özel güvenlik taşeron işçisi olarak çalıştığı havalimanından hukuksuz bir biçimde, üstelik İş Kanunu’nun en ağır maddesi olan 25/2 maddesiyle atıldı. Suç duyurusunda bulunan ve haklarını alana kadar mücadele etmeye kararlı olan Kanat, ANF’ye yaşadıklarını anlattı.

‘FAZLA MESAİYİ CEPLERİNE ATIYORLARDI’

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 2013’ten beri özel güvenlik taşeron işçisi olarak çalışan Kanat, bu süreç içinde angarya, mobbing ve iş yükünün hiç eksik olmadığını vurguladı. 2013 yılından 2020 yılına İSS Proser Güvenlik ve Koruma Hizmetleri AŞ, 2020-2023 yılları arasında ise Candemir Holding’e ait Ulusal Özel Güvenlik ve Koruma Hizmetleri taşeron firması bünyesinde çalıştığını belirten Kanat, “İSS döneminde bagaj alımı noktasında çalıştım. Koşullarımız çok kötüydü. Günde 12 saat çalışıyorduk. Normalde ayda 60 saat fazla mesai ücreti ödemeleri gerekirken, 35 saat ödüyorlardı, gerisini de ceplerine atıyorlardı. Bu nedenle 500 işçi bu şirketle davalık oldu. 2020 yılında taşeron firması el değiştirip Ulusal Özel Güvenlik ve Koruma Hizmetleri AŞ’ye geçmesiyle de sorun çözülmedi. Aynı sömürü devam etti” dedi.

‘İŞ YÜKÜNDEN TUVALETE BİLE GİDEMİYORDUK’

Günde 12 saatlik çalışma sürecinde sadece 1 öğün yemek verildiğini belirten Kanat, o yemek molasını kullanamadığı günler de olduğunu dile getirdi. Uçak yoğunluğu olduğu zaman tuvalete dahi gidemediklerine dikkat çeken Kanat, “Uçakların yoğun olduğu günlerde değişim için eleman vermediklerinden lavaboya gidebilmek için nokta amirliği olan polislere yalvarıyorduk” diye konuştu.

İŞ KAZASI SONUCU SOL KOLUNUN KASI YIRTILDI

Zamanla yarışılan bagaj kontrol noktasında, yığılmış kutuları taşırken iş kazası geçiren ve sol kolunun kası yırtılan Kanat, Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki ay ışın tedavisi gördü. Kanat, bu durumu taşeron firmaya belirtmesine rağmen aynı bölümde çalışmaya devam ettiğine dikkat çekti. Ancak 2019’da hakkında verilen meslek hastalığı tanısından sonra 2020’de görev yerinin değiştirildiğini anlatan Kanat, şöyle konuştu: “O dönem taşeron firması el değiştirmişti ve Candemir Holding’e ait dış hatlardaki mal kabulü cihazının X ray operatörlü bölümüne alındım. Ama koşullar daha da kötüye gitti. Hatta promosyonlarımızı vermemek için firma tam 3 banka değiştirdi. Bu gaspın yanı sıra angarya da arttı. Yanıma yardımcı eleman vermedikleri için 3 cihaza sabitlendim ve yoğunluktan lavaboya dahi gidemiyordum, üstelik sürekli radyasyona maruz kalıyordum. Daha önce de belirttiğim gibi tuvalete gitmek için dahi polisten izin istiyordum. Çoğu zaman yemeğe dahi gidemiyordum. Ağır iş yapamayacağıma dair doktor raporu olmasına ve bana taşeron firma tarafından bu konuda kağıt imzalatılmasına rağmen X ray cihaz operatörlüğü yanı sıra bir de kutuları da toplamaya zorlandım.

‘BENİ İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN FIRSAT KOLLUYORLARDI’

Sesimi çıkarmadım çünkü iki çocuğumu okutuyordum ve eşimden boşandığım için tek başıma çalışıyordum. Zorlandığımı gören polisler de bu duruma tepki gösterdi: ‘Neden her vardiyada iki eleman çalıştırırken, seni burada tek başına bırakıyorlar? Sana bir garezleri mi var?’ diye sordular ve güvenlik zafiyeti oluştuğunu, bir elemanın daha gelip bana yardım etmesi gerektiğini söylediler. Bu konuyu bölge sorumlusu olan Hava Çata’ya aktardığımda ise, ‘Yapamıyorsan çık yukarı imzanı at, vardiyanı değiştir’ diye bağırdı. Bu azar sonrası oturdum saatlerce ağladım ve bir şey de diyemedim çünkü kolumdan dolayı beni işten çıkarmak için fırsat kolluyorlardı.”

SENDİKA ÜYESİ OLUNCA BASKI ARTTI

Bitmek bilmeyen angaryaya karşı 2021’de DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen üyesi olan Kanat, o zaman baskının daha da arttığını belirtti. 2022 Nisan ayında idari kadroda güvenlik uzmanı olarak çalışan emekli polis Cihat’ın üzerine iftira atması sonucunda görev yerinin değiştirildiğini anlatan Kanat, “Benim hiçbir yetkim olmamasına rağmen Pegasus’un bir aracının alana alınmasından ben sorumlu tutuldum ve dış hatlardaki yolcu çıkışı görevine alındım” dedi.

İŞ AKDİ FESHİNİ ZORLA İMZALATMAYA ÇALIŞTILAR

Yolcu çıkış katında çalışırken stresten sağ kolunda kitle çıktığını ve iliğinde ödem oluştuğunu anlatan Kanat, vardiya amirinin araya girmesiyle tekrar eski görevine alındığını ancak kısa bir süre sonra yıllık izne çıktığı bir dönemde iş akdinin feshedildiğini öğrendiğine dikkat çekti. İzindeyken 9 Mart’ta taşeron firma tarafından çağrılan Kanat, kendi rızasıyla iş akdini feshetmiş gibi gösteren bir kağıdı zorla imzalatmaya çalıştıklarına dikkat çekti. Kanat, yaşananları şöyle anlattı: “Koordinatör yardımcısı Tuğba Atok, bütün haklarımı vereceklerini söyleyerek önüme bir kağıt koyup imzalamamı istedi. Neden iş akdimin feshedildiğini sorduğumda, Sabiha Gökçen Havalimanı yönetiminin böyle istediğini söyledi. Sorgulamaya başladığımda ise, ‘Performans ile alakası yok, tamamen ticari gerekler’ dedi. Dalga geçer gibi, ‘Git bir hafta kafanı dinle, seni Tuzla’daki projeme alayım’ dedi. Hemen kağıdın resmini çekerek avukat olan kardeşime gönderdim. O zaman kağıt üzerine sanki kendi rızamla iş akdini feshetmiş olduğumu yazdıklarını anladım. Tabii ki kabul etmedim. Bunun üzerine Tuğba Hanım parmak sallayarak beni tehdit etmeye başladı.”

SANA KİMSE İNANMAZ DEDİLER

Bu olay sonrası mobbingin daha da sertleştiğini belirten Kanat, tek taraflı iş akdini feshetmesi için her şeyin yapıldığını söyledi. İdarenin bu defa kolunu bahane ederek iş akdini feshetmeye çalıştığına işaret eden Kanat, işe çağrılarak görev verilmediğini, sağlık kurulu raporu adı altında zorla hastaneye götürülmek istediğini, taşeron firmanın doktoru Mustafa Emektar ve güvenlik uzmanı Adnan İskipçi tarafından hakarete uğradığını, iftira atıldığını, hatta karakolluk bile olduklarını anlattı. Bu psikolojik baskıya karşı Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi’ni arayarak şikayetçi olan Kanat, şunları kaydetti: “Öyle bir tutanak tutmuşlar ki kendi söyledikleri hakaretlerin hepsini ben söylemişim gibi yazmışlar, bir de imzalamamı bekliyorlar. Bunun bir iftira olduğunu söylediğimde Tuğba Hanım da bana, ‘Senin sözüne karşı bizim sözümüz. Sana kimse inanmaz. Her şey bizden yana’ dedi. Kendilerine bir dünya yaratmışlar, personeli idari odaya alıp kağıt imzalatmaya çalışıyorlar, olmadı mı mobbing uyguluyorlar. Düşünün ki ben firmaya bağlı doktora sırf Hipokrat yeminini çiğnememesini söylediğim için bana, ‘Sen her şeyi hak ediyorsun’ diyebiliyor, ondan sonra ben hakaret etmiş oluyorum. Nitekim 21 Mart 2023’te gelen iş feshi evrakında ise, ‘İşverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak gibi tanımlamaların yer aldığı İş Kanunu’nun 25/2 Maddesi’nden çıkarıldığım yazıyordu. Böylece tazminat haklarım da elimden alındı.”

ÇOK SAYIDA SENDİKALI İŞÇİ ATILDI

İşe iade davası açıp, idari suç duyurusunda bulunan Kanat, “Ben bu havalimanında gece gündüz 12 saat çalıştım. Ayda 280 saat mesai yaptım. İzin yaptığımı hatırlamıyorum. İki kolumdan oldum, bunun karşılığında hakaret, mobbing ve iftiraya maruz kaldım. Havalimanının yüzde 50’sini Kalyon grubunun aldığı söyleniyor. Çok sayıda sendikalı işçi atıldı. Beni de sendikalı olduğum için işten atmış olabilirler çünkü başka bir gerekçe yok ortada. Herhalde kendi yandaş personellerini getirmek için deneyimli işçileri çıkarıyorlar” dedi.

BU HAKSIZLIĞI YAPANLAR DEVLETE, HÜKÜMETE GÜVENEREK YAPIYOR

Gasp edilmiş bütün haklarını alana kadar mücadele edeceğini vurgulayan Kanat, “Adalet olduğuna inanmasam da haklarımı alana kadar hangi mercie gitmem gerekirse oraya gideceğim. Düşünün ki iş yükünden havalimanında yatan arkadaşlarımız bile var. Zaten bu haksızlığı yapanlar da devlete, hükümete güvenerek yapıyor. Ne olursa olsun benim bu saatten sonra kaybedeceğim bir şey yok. İki kızıma ve Alzheimer olan babama bakıyorum, bu hayat mücadelesinde bir darbe de işyeri vurdu. Bunu kabul etmeyeceğim, işe iade oluncaya ve bütün haklarımı alıncaya kadar mücadele edeceğim” vurgusunda bulundu.