Devrimin her sokağı Aram Tigran'ı yaşatıyor

Sistemin dayattığı yaşam tarzından koparak, büyük bedel, emek ve özveri ile Kürt sanatına büyük katkı sunan Aram Tigran, halk için sanat yapmaktan hiç vazgeçmedi, halk da devrimin her sokağında Aram Tigran’ı yaşatıyor.

Yarım asrı aşkın müzik yaşamı boyunca Kürt müziğine, kültürüne ve sanatına hizmet etmekten bir an bile kendisini geri tutmayan Aram Tigran, sesini ve tamburunu halkların kardeşliği için kullandı.

Ailesinin 1915 Ermeni soykırımından kurtulması ardından Amed’den Qamişlo’ya göç etmek zorunda kalmasıyla 1934 yılında Rojava’nın Qamişlo kentinde gözlerini dünyaya açtı. 

Baba mesleğine devam eden Aram Tigran’ın hayatı, babasıyla yaşadığı diyaloğun ardından değişti. Babasının, “Senin de artık sanata atılmanı istiyorum. Sen de bir sanatçı olabilirsin” demesiyle Aram’a bir ut aldı ve öğretmeni tarafından verilen 6 aylık eğitim sürecinin ardından ilk sanat hayatına atıldı. 20 yaşlarında artık profesyonelleşti ve müzikli gecelere katıldı. 

1966 yılında Ermenistan’ın başkenti Erivan’a yerleşti. 18 yıl boyunca Erivan Radyosu’nda emek verdi, birçok şarkısı radyoda kaydedildi ve şarkıları Kurdistan’da da duyuldu. 1995 yılı ve sonrası ise yaşamına Atina’da devam eden Aram Tigran, Kürt halkının çektiği acıları sürekli dillendirdiği gibi, sadece Kürt müziğine katkı sunmamış, aynı zamanda anadili olan Ermenice olmak üzere Arapça, Türkçe olmak üzere birçok dilde şarkılar seslendirmiştir.

ŞARKILARIYLA KÜRT HALKININ ACILARINI, SEVİNÇLERİNİ YAŞATTI

Her şarkıda sesiyle, sözüyle Kürtlerin ve Ermenilerin çektiği acıları yansıtan Aram Tigran, ‘Ermeniyim ama Kürt acısıyla Ermeni acısını bağrımda aynı hissederim ve ben Mezopotamya’yım’ der. Şarkılarıyla yaşanan acıların sesi olan Aram Tigran, Kürt halkıyla olan dostluğunu şöyle dile getiriyordu: “Kürt ve Ermeni halkı her şeyden önce en kadim halktır. Yıllarca kardeş gibi yaşamışlar. Kürt halkının babama çok iyiliği dokunmuş. Babam her zaman derdi ki, 'şu an hayattaysam Kürtler sayesindedir'; çünkü Ermeni soykırımı zamanında bir Kürt aile, ailemi kurtarmıştı.

Dolayısıyla her zaman Kürt halkına karşı kendisini borçlu hissediyordu. Bana da derdi ki, ‘Var olduğun müddetçe Kürt halkına destek sunacaksın. Eğer bugün gözlerine bakabiliyorsam Kürt halkı sayesindedir. Bunun için Kürt halkına hizmet edecek, emek ve sanatınla Kürt halkıyla dostluğunu sürdüreceksin.’ Babamın vasiyetini yerine getirdim.” 

‘ROJBAŞ DİYARBEKİR’ ŞARKISIYLA HASRETİNİ DİNDİRDİ

9. Amed Kültür ve Sanat Festivali’ne katılan Aram Tigran, Amed için yazdığı şarkıyı da seslendirdi. Amed’e geldiğinde annesi ve babasının doğduğu Bêemde [Ermenice Kexriban] ve Kaskê köylerine giden Aram Tigran, duygularını şöyle anlatmıştı: "O dağlara, ağaçlara, derelere, evlere baktığımda içim titredi. Ağladım. Çok canım acıdı. Babamı annemi, onların yaşadıklarını anımsadım. Çok üzüldüm. Biz nasıl bu topraklarda büyüyemedik diye hayıflandım."

6 Ağustos’ta beyin ölümü gerçekleşen Aram Tigran, 8 Ağustos 2009’da Yunanistan’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Amed’de defnedilme vasiyeti Türk devleti tarafından reddedildi ve Brüksel’deki Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi, mezarına Amed’den götürülen toprak döküldü. 

Hayatı boyunca 11 albüm çıkardı. 230 Kurmancî, 150 Arapça, 10 Süryanice, 8 Yunanca şarkı okuyan Aram Tigran için Amed’de kendi adıyla açılan konservatuarın faaliyetlerine ise 2016 yılında kayyum döneminde son verildi. 

TARİHİ EZGİLERİNE EŞLİK EDİLİYOR

Özellikle Qamişlo olmak üzere Rojava'nın her sokağında, her araçta Aram Tigran’ın şarkılarına rastlamak mümkün. Soykırımından kaçan Ermeni bir ailenin çocuğu olmasına rağmen Qamişlo’da doğup büyüyen Aram Tigran, devrim sonrası halkın yönetime geçilmesiyle Qamişlo halkının Aram Tigran sevgisi sokaklarda daha fazla görülüyor. Qamişlo sokaklarında yürürken Aram Tigran’ın bir şarkısının çalmasıyla sokaklarda bulunan çocuklar dahil tüm yurttaşlar Aram Tigran’ın tarihi ezgilerine eşlik ediyor.

Sadece Qamişlo’da değil Rimêlan’da da kurulan Aram Tigran Kültür ve Sanat Merkezi, tüm halk bileşenlerinin O’nun izinde sanata atılmasında bir okul özelliği barındırıyor. 7’den 70’e kapısı açık olan Aram Tigran Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaş aralıklarına göre tiyatro, müzik, govend ekiplerinin yanı sıra resim ve müzik aletleri eğitimi veriliyor. Festivallere de ev sahipliği yapan merkez kütüphane rolünü de oynayarak yaklaşık 7 bin kitabı barındırıyor. 

Kürt sanatçılar, Kürt halkının verdiği mücadeleye yaptığı sanatsal çalışmalar ile katkıda bulunan Aram Tigran’a olan vefa borçlarını ödemek amacıyla ‘Evîna Aram’ adıyla 2005 yılında çıkan albümde, Aram Tigran ait 260 besteden 14'ü, değişik Kürt sanatçısı tarafından seslendirildi. 

‘SESİNDE KÜRT HALK GERÇEKLİĞİNE ÇAĞRI VARDI’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Aram Tigran’ın sesini ilk kez duyduğunda hissettiği duyguları şu şekilde dile getirir: “Çocukluktan beri Kürtçe kılamları (ezgileri) dinlemiştim. Meryemxan, Cizrawi Kardeşler ilk elde duyulan seslerdi. Fakat Ankara koşullarında ilk defa Aram Tigran’ın sesini duymam farklı bir etki yaratmıştı. Çok sonraları yorumladığımda Aram’ın Kürt gerçekliğine, özellikle Kürt halk gerçekliğine, onun hakikatinin dile getirilişine çok daha yakın bir ses olduğu sonucuna varmıştım. Sanatın hakikatin diğer bir açıklayıcı biçimi olduğunu bu nedenle kabul etmiştim. O sesin içeriğinde hem Kürt halk gerçekliğine bir çağrı vardı hem de içerik olarak ‘umutsuz aşk’ dile geliyordu. Dolayısıyla yaşadığım gerçeklikle oldukça uyumluydu.

Aram Tigran’ın sahama gelişi ve Med TV’nin açılışı ‘umutsuz aşkı’ umutlandırmaya başlamıştı. Daha önceleri sanırım 1995’te Med Tv açıldığında, Aram Tigran’ın konuk olarak yer aldığı programa ben de telefonla katılıp kendisiyle söyleşi yapmış, en sevdiğim olan şarkı ‘Delalo’ parçasını okumasını istemiştim. Bana göre o dönemde bu parçayı seslendirmesi muhteşemdi. Daha lise sıralarındayken O’na ait bir şarkıyı tesadüfen duyduğumda kendi kendime şunları söylediğimi hiç unutamam: “Bu sesin ifade ettiği gerçeklik mutlaka yaşatılmalıdır. Hem de özgürce!” Suriye’den ayrılmadan bir gün önce beraberdik. Bir daha görüşmeyebileceğimizi hiç aklımdan geçirmemiştim. Böylesi bir ayrılışı hiç istemezdim. Diyarbekir konserlerini gerçekleştirmesi O’nun için de mutluluktu. O bizi, biz O’nu takip ediyorduk. Ölüm sessizliğinin geçerli kılınmaya çalışıldığı dönemin bu davudî sesi, özgür gerçeğimizin ses sultanı olarak birlikte hep yaşayacaktır.”

‘ONA BÜYÜK ŞEHİT DİYORUM’

Aram Tigran hayata veda ettiğinde ise Kürt Halk Önderi Öcalan, yasını şu cümlelerle ifade edecekti: “Başta ailesi olmak üzere tüm halkımıza ve Ermeni halkına baş sağlığı diliyorum. Aram Tigran Ortadoğu’nun bülbülüydü. Aram aynı zamanda şahsi bir ozanımdı. İlk Ankara’dayken, radyodan sesini duydum. Aram Tigran’ı Ankara’da ilk dinlediğimde, ‘Bu ses ölmemeli, hep özgür kalmalı’ demiştim. O ses beni Kurdistan’a götürdü. Bu sesler ölmez. Aram için öldü diyemem. Aram için şehit diyorum, ölümsüzleşti. Ona büyük şehit diyorum. Benim için Aram ölmemiştir.”