Yönetmen Altay: Kürtçeye sahip çıkmalıyız

Kürt diline, kültürüne ve sanatına yönelik baskı ve saldırılara dikkat çeken yönetmen Veysi Altay, “Öncelikli bizim kendi dilimize ve kültürümüze sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

Yönetmen Veysi Altay, başkalarının insafına bırakmayarak, Kürtçeyi korumanın yol ve yöntemlerini geliştirmenin önemini vurguladı.

Özellikle son 6 yılda Kürt kentlerindeki belediyelere atanan kayyumlar marifetiyle Kürt dili ve kültürü tamamen saldırıların hedefinde oldu.

 

Kürt diline yönelimler sürdürülüyor; Kürtçe oyunlar yasaklanıyor, Kürtçe konuşanlar ırkçı saldırılara maruz kalıyor.

Yönetmen Veysi Altay, Kürt dili, kültürü ve sanatına yönelik saldırıları ANF’ye değerlendirdi.

Altay, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar söz konusu saldırıların devam ettiğini, ancak son yıllarda bunun daha fazla görünür olduğunu belirtti.

Türk devletinin, sistemini Kürt kültürü ve sanatını yok etmek üzerinden kurduğunu ifade eden Altay, aynı zamanda Kürtlere ait olan değerleri kendilerine mal ettiklerini kaydetti.

PKK’DEN 100 YIL ÖNCEKİ OYUN YASAKLANDI

Aslında Kürt kültürüne saldırıların kayyumlarla birlikte artmadığını, aslında hep var olan bu saldırıların, son yıllarda sadece daha görünür olmaya başladığını kaydeden Altay, “Çünkü internetin giderek yaygınlaşması ve insanların cep telefonlarıyla her şeyi takip edip, kolayca servis etmelerinden dolayı saldırılar daha çabuk gündemimize girebiliyor. Devletin saldırıları, artık kendi yasalarının bile dışına çıktı. Kamuda hal böyleyken, bu ırkçı ve tekçi zihniyet topluma da sirayet etmiş oldu. Bu da hayatın her alanında karşınıza çıkabiliyor. Kürtçe bir oyun oynandığında bile oyunun içeriğinden bağımsız, sırf dilinde dolayı bir tepki veya yasak ile karşılaşmış oluyor. Biliyorsunuz, en son Dario Fo’nun ‘Bêrû’ adlı oyunu Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. PKK’den belki 100 yıl önce yazılmış bir oyunu çok rahat yasaklayabildiler. Utanmadan çıkıp bunun ‘terör propagandası’ olduğunu da söylediler” şeklinde konuştu.

DİL HASSASİYETİMİZ YETERLİ DEĞİL

Dile ve kültüre saldırının bir toplumu yok etmeyi hedeflediğini vurgulayan Altay, şöyle devam etti: “Bir toplumun dilini, kültürünü ve coğrafyasını elinden alırsan onu yok edebilirsin. O yüzden de en büyük saldırılar dil üzerinden gerçekleşiyor. Kürtler bu konuda direnmiş ve dilde ısrar etmiş, ancak yeterli değil. Bugün ben bile özeleştiri vermeliyim. Yeteri kadar dil ile uğraşabiliyor muyuz? Anadilin ne kadar önemli olduğunu vurgulayabiliyor muyuz? Kurumlarımız ve siyasetçilerimiz bu dili gelecek nesillerin konuşması için yeterince çaba harcıyorlar mı? Bu sorulara kesinlikle ‘hayır’ diyorum. Öncelikle bizim kendi kültürümüze ve ana dilimize sahip çıkmamız gerekiyor.”

DİLİMİZİ KORURSAK SALDIRILAR ZAYIFLAYABİLİR

Kürtçeye herkesten önce Kürt toplumunun hassasiyet göstermesi gerektiğinin altını çizen Altay, şunları ekledi: “Bazen yüzlerce kişilik toplantılarımızı, Kürtçe bilmeyen biri için Türkçeye çevirebiliyoruz çok rahat bir şekilde. Her alanda dilimizi ötelediğimizde, bu kez biz kendi kendimizi daraltmış oluyoruz. Biz bunu yaptığımızda kim bizim dilimizi ve kültürümüzü koruyacak? Korur ve geliştirirsek saldırılar da zayıflayacaktır. Kayyumlar ilk geldiğinde Kürtçe tabelalara yöneliyorsa, bu biraz da Kürtçenin kat ettiği yol ile ilgilidir. Kayyum, belki Kürt idi ama yine de kendi diline saldırdı. O yüzden öncelikle bizim, kendi kültürümüz ve dilimizde ısrar etmemiz lazım. Başkalarının insafına bırakmayarak, dilimizi korumanın yol ve yöntemlerini geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü dilimiz tamamıyla elimizden alınırsa politik mücadele eksik kalır.”